Ses sistemlerinde en çok karşılaşılan ifadelerden biri:
Frequency Response — Frekans Tepkisi
Bir cihazın farklı frekansları hangi seviyede üretebildiğini veya işleyebildiğini gösterir.
Örneğin bir hoparlör için:
45 Hz – 20 kHz
yazılması hoparlörün bu aralıkta çalışabildiğini belirtir.
Ancak bu bilgi tek başına yeterli değildir.
Asıl önemli olan toleranstır.
Örneğin:
45 Hz – 20 kHz ±3 dB
ifadesi çok daha anlamlıdır.
Çünkü cihazın belirtilen frekans aralığında çıkış seviyesinin ne kadar değiştiğini gösterir.
İki hoparlörün üzerinde de “50 Hz – 20 kHz” yazabilir, fakat frekans cevapları tamamen farklı olabilir.
Birinde 2 kHz bölgesi 6 dB fazla olabilirken diğerinde 10 kHz ciddi şekilde düşebilir.
Bu nedenle profesyonel değerlendirmede yalnızca alt ve üst frekans sınırlarına değil, frekans response grafiğine bakmak gerekir.
İdeal referans sisteminde girişte bulunan farklı frekansların mümkün olduğunca dengeli seviyelerde yeniden üretilmesi hedeflenir.
Buna genellikle flat frequency response, yani düz frekans cevabı denir.
Ancak pratikte hiçbir hoparlör tamamen kusursuz düz değildir.
Ayrıca profesyonel PA sistemlerinde hedef her zaman laboratuvar ortamındaki mutlak düz çizgi de olmayabilir.
Hoparlörün kullanım amacı, mekan, hedef dinleyici alanı ve sistem tuning tercihleri sonucu belirler.
Tek başına hayır.
Bu, ses sistemleri konusunda en sık yapılan hatalardan biridir.
1000 Watt'lık bir hoparlör mutlaka 500 Watt'lık başka bir hoparlörden daha yüksek ses vermez.
Sonuç üzerinde;
hoparlör hassasiyeti,
sürücü verimliliği,
amplifikatör kapasitesi,
empedans,
kabin tasarımı,
maksimum SPL,
power compression,
distorsiyon
ve kullanılan frekans bandı
gibi birçok parametre etkilidir.
Profesyonel sistem karşılaştırmasında Watt değerinin yanında özellikle Max SPL ve sistemin gerçek akustik performansına bakılmalıdır.
Hoparlör hassasiyeti, belirli bir elektriksel giriş karşılığında hoparlörün ne kadar akustik çıkış oluşturabildiğinin göstergelerinden biridir.
Yüksek hassasiyetli profesyonel bir hoparlör aynı elektriksel güç altında daha düşük hassasiyetli başka bir hoparlörden daha yüksek SPL oluşturabilir.
Bu nedenle:
Watt ≠ Ses yüksekliği
şeklinde düşünmek gerekir.
Aynı veya yakın frekanstaki iki dalganın zaman içerisindeki konum ilişkisine faz denir.
İki hoparlörden gelen sinyal aynı noktaya farklı zamanlarda ulaşırsa bazı frekanslar birbirini güçlendirebilir, bazıları ise kısmen veya tamamen birbirini iptal edebilir.
Bu durum;
hoparlör yerleşimi,
subwoofer dizilimi,
crossover bölgeleri,
delay sistemleri
ve line-array sistemlerinde
kritik önem taşır.
İyi bir profesyonel sistem yalnızca güçlü cihazların bir araya getirilmesinden oluşmaz. Hoparlörlerin zaman ve faz açısından birlikte çalışması gerekir.
